aç artık gözlerini
ve etrafına bak
halbuki ben
etrafımdakiler yüzünden
yumdum gözlerimi
anlamıyor musun
değişti herşey
sen de değiştin
öyleyse neden
hala yağmur
bir kurşun gibi
saplanıyor bana
aç gözlerini ve ufka bak
şehrin ışıklarından uzakta
çok uzakta ve sisler ardında
doğan güneşe bak.
öyle bir yerdeyim ki
güneş hep doğmadan batıyor
öyle bir yer ki;
yıldızlar sönmüş
ay dede gülmüyor.
çocukluğumun ninnilerinde
arıyorum kendimi
dan dun giriyor
danalar bostana
bense büyümüyorum
ayak uçlarıma basarak
anca bu kadar
dikilebiliyorum
dikleniyorum dünyaya
dünya ile felek anlaşmış
feleğin elinde cetvel
önce boyumun ölçüsünü alıyor
sonra avuçlarıma vuruyor
gözlerimden yaş geliyor
geliyor da ne oluyor
bir süre sonra yaş da gelmiyor
boş boş bakıyorsun sadece
makul bir çehre takınarak
geçerken insanların arasından
hayata dair bir anı, bir mana
arıyor insan.
bir rüya olsun isterdin yaşadıkların
mor martıların eflatun kanatlarına takılıp
gümüş bulutların üstünden uçarak
kaf dağındaki geyiklerle konuşabilseydin
konuşmana lüzüm yoktu.
anlayacaklardı yüzüne baktıklarında
kum gibi dökülen parmak uçlarını görünce
bileceklerdi hangi rüzgar dokunmuş tenine
içine çektiğin havayı bileceklerdi
nefesinin kokusundan anlayacaklardı
çürümüş yüreğini
o zaman acırlar mıydı sana?
merhamet nazarıyla bakarlar mıydı?
ya sen
unutur muydun eflatun kanatlı martıları
karşında görürsen ankayı.
söyle sen,
çatlasaydı susuzluktan kemiklerin de
son nefesinde sayıklar mıydın
adını sevgilinin ?
öyle değilse boşuna anma
kaf dağının geyiklerini
unut yemene giden şairleri
kanalizasyon çukurlarından sadece lağım akıyor öyleyse
ama öyleyse
neden
bilmek isterim
neden
adını söylemekten korkuyorum.
neden
bilmek isterim
neden
kendime gelince
yani sen düşünce aklıma
bir yoklukta kayboluyorum..
bak simdi iki gozum
bu bosluk varya
dunyanin orta yerindeki
hani icine dustugun durmadan
hani sana ortada kuyu var
yandan gec dedilerde
sende dilinde genclik lakirdilari
hadi gulum yandan yandan
derken boyladin bir kahpe zindani
Oyle bir zindan ki
ne kilit var
ne de parmaklik
lakin cikamazsin, kosamazsin, ucamazsin
oyle bir zindan ki
hayali var lakin
yoktur hakikati Leyla'nin.
Benden daha gozyasi bekleyen toprak
sen nakis nakis islenirken uzerime
tuz degil, ates bulacaksin gozlerimde
kahkahalara karisacak sarkilarim
haramilere teslim etmeden irzimi
aski yasayacagim
yasar gibi omrumun en son anini.
yapma suphi nerelerdesin...
Kimse bilmez nereli olduğunu
Suphi
Bir acayip adam
Suphi
Susar akşam oldugumu.
bilmedim, neydi hakikati esyanin
ne bir muhbir buldum
ne de akil oldum
mesnedi yok bu askin
dili yok bu asigin
anlatmak istese de derdini
yazamaz cun, kiriktir kalemi
beni divane kilan bir, gozu ahu
selvi gibi boyu, mahtir yuzu
felegin tuhaftir, acidir isi
olmaz derler, na mumkun
bu asigin isi.
mesnedi yok bu askin
dili yok bu asigin.
Zanni sui ve sairi hakiki degilim
belki yasamayi bilmeyen
bahtsiz bir bedeviyim.